Elementor Sayfa #2702

EMNİYET PERSONELLERİNİN RÜTBE TERFİ İŞLEMİNE KARŞI AÇILAN İPTAL DAVASINDA İDARE MAHKEMESİNCE DEĞERLENDİRMEYE ESAS ALINAN UNSURLAR

            3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 6638 sayılı Kanun[1] ile değişik “Terfi ve atama” başlıklı 55.maddesinin 4.fıkrası ile rütbelere terfi ettirilecek personelin terfiinin bu maddede öngörülen sınav ve eğitim şartlarına saklı kalmak üzere kıdem ve liyakate göre yapılacağı düzenlenmiştir. Yapılan değerlendirme neticesinde terfi edecek personelin performans değerlendirme, başarı ve üstün başarı belgesi bilgileri, mesleki bilgi, beceri ve davranışları ile geçmiş hizmetleri dikkate alınarak belirleyecekleri liyakat koşullarına göre değerlendirilerek “Terfi eder”, “Soruşturma sonucuna göre terfi eder”, “Performans puanına göre terfi eder”, “Terfi Etmez” veya “Kadrosuzluktan terfi etmez” kararları verilmektedir. Anayasanın 125. Maddesi gereğince idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu düzenlenmiş olup Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından verilen terfi kararına yönelik yargı yoluna başvurulması mümkündür. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından verilen terfi kararının iptal edilmesi için ikame edilen iptal davalarında İdare Mahkemesince nazara alınan hususlar çalışmamızda incelenecektir.

  1. Kıdem

3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’na dayanılarak hazırlanarak yürürlüğe konulan Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin[2] “Kıdem sırasının tespiti” başlıklı 13. Maddesi ile kıdem sırasının tespit edilmesinde bulunulan rütbeye terfi tarihi daha önce olan, aynı tarihte terfi edenlerden performans değerlendirme puanlarının ortalaması yüksek olan, performans değerlendirme puanlarının ortalamasının eşitliği halinde bulunduğu rütbede aldığı başarı ve üstün başarı belgesi fazla olan, başarı ve üstün başarı belgesinin sayıca eşitliği hâlinde sicil numarası daha küçük olan, polis amiri, diğerine göre daha kıdemli sayılacağı düzenlemesine yer verilmiştir.

Danıştay bir kararında[3] “3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun işlem tarihinde yürürlükte bulunan 4638 sayılı Yasa ile değişik 55. maddesinde; terfilerin kıdem ve liyakate göre yapılacağı, her bir rütbe için belirlenen zorunlu bekleme süreleri sonunda bir üst rütbeye terfi edebilmek için bekleme süresi kadar olumlu sicil alınması ve bir üst rütbede boş kadronun olması gerektiği; polis amirlerinin bir üst rütbeye terfiinde bu rütbedeki fiili çalışma süresinin ve kıdem sırasının tespitinde bulunulan rütbeye terfi tarihinin esas alınacağı, kıdem sırasının, her yıl mart ayında topluca Teşkilata duyurulacağı ve terfi ve atamaların, kanuni zorunluluk halleri dışında her yıl haziran ayında topluca yapılacağı hükme bağlanmıştır.” hükmüne yer verilmiştir.

Yine başka bir kararda[4] “15. maddesinde, kıdemin tespitinde, polis amirlerinin bulundukları rütbeye atandıkları tarih ve rütbe terfiinde değerlendirilen çalışma sürelerinin esas alınacağı; 16. maddesinde, kıdem sırasının tespitinde; bulunulan rütbeye atanma tarihi önce olanın, aynı tarihte terfi edenlerden, bulundukları rütbedeki zorunlu en az bekleme sürelerinde almış oldukları son üç yıl sicil notlarının ortalaması yüksek olanın, sicil notlarının eşitliği halinde bulunduğu rütbede ödül ve takdirnamesi fazla olanın, ödül ve takdirnamelerin sayıca eşitliği halinde ise sicil numarası daha küçük olanın, diğerine göre daha kıdemli sayılacağı;” şeklinde hüküm vererek kıdem tespitinde polis amirlerinin bulundukları rütbeye atandıkları tarih ve rütbe terfiinde değerlendirilen çalışma sürelerinin esas alınacağı belirtilmiştir.[5]

Öte yandan önemle belirtmek gerekir ki kıdem süresinin daha uzun olması mutlak surette terfi eder kararı verilebileceği anlamına gelmemekte olup terfi kararı verilmesinde yalnızca kıdem değil, liyakat unsuru ve idarenin takdir yetkisinin de önemli bir unsuru oluşturmaktadır. Gerçekten de Danıştay bir kararında[6] “emniyet hizmetinin özelliği ve gereklerine uygun olarak, kıdemin yanı sıra, almış olduğu disiplin cezalarına dayanak olan tüm eylemlerinin (disiplin cezası affa uğramış olsa bile) liyakat değerlendirilmesinde dikkate alınacağı, bulunduğu rütbe içerisinde “denetim görevini yerine getirmemek” suçu nedeniyle ceza alan davacının bir üst rütbeye terfi ettirilmemesine ilişkin dava konusu işlemde, bu yönüyle de mevzuata aykırılık bulunmadığı, kıdem listesinde davacıdan sonra gelip terfi edenlerin bulunmuş olmasının, takdir yetkisinin sınırlarının aşılmaması kaydıyla, davacının da bir üst rütbeye terfi ettirilmesini zorunlu kılmadığı,” ifadesine yer verilerek yalnızca kıdem şartının sağlanmasının bir üst rütbeye terfi ettirilmesini zorunlu kılmadığını vurgulamıştır.

  1. Liyakat

3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun[7];

  • 6638 sayılı Kanun ile değişik “Terfi ve atama” başlıklı maddesinin 4.fıkrasında, “…Rütbelere terfi ettirilecek personelin kurullarda görüşülmesi kıdem sırasına göre, rütbelere terfiler ise bu maddede öngörülen sınav ve eğitim şartı saklı kalmak üzere liyakate göre yapılır.”
  • fıkrasında, “Kurullarda personelin rütbe terfiinin görüşülebilmesi için; a) Bulunulan rütbelerdeki en az bekleme sürelerinin tamamlanması, b) Bekleme süresi içindeki yıl sayısı kadar iyi veya çok iyi performans değerlendirme puanının alınması, c) Yönetmeliğe uygun olarak yapılacak yazılı ve sözlü sınavda başarılı olunması, d) Polis Akademisi Başkanlığınca düzenlenecek yöneticilikle ilgili hizmet içi eğitimde başarılı olunması, şarttır.”
  • fıkrasında ise, “Rütbe terfileri ve sınavlar ile meslek içi yöneticilik eğitim kursları, eğitim tarih ve süreleri ile değerlendirme kurullarının çalışmalarına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir” hükmüne yer verilmiştir.

3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’na dayanılarak hazırlanarak yürürlüğe konulan Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin;

  • Maddesinde; liyakat, “personelin bir üst rütbedeki görevlerin gereklerini yerine getirebilme niteliği” olarak tanımlanmış;
  • “Merkez ve Yüksek Değerlendirme Kurullarının değerlendirme ve karar usulü” başlıklı maddesinde, “(1) Merkez ve Yüksek Değerlendirme Kurulları, terfi edecek personel hakkında; a) Bulunduğu rütbedeki performans değerlendirme, başarı ve üstün başarı belgesi bilgilerini, b) Mesleki bilgi, beceri ve davranışları ile geçmiş hizmetlerini, c) Bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, adli mercilerce verilen cezalarını, ç) Bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, verilen disiplin cezalarını, d) Hakkında devam etmekte olan soruşturma ve kovuşturma bilgilerini, e) Bu Yönetmelikte belirtilen sınavlar sonucunda elde ettiği başarı durumlarını dikkate alarak belirleyecekleri liyakat koşullarına göre değerlendirerek, edinecekleri kanaate göre oy çokluğu ile karar verirler. (2) Birinci fıkranın (d) bendi kapsamında yapılacak değerlendirmede; soruşturma açılmasına neden olan ihbar ve şikâyetlerin personeli mağdur etmek amacıyla yapıldığı yönünde Kurul üyelerinde kanaat oluşması halinde, yapılan soruşturma ve kovuşturmalar dikkate alınmaz. (3) Liyakatli olduğu değerlendirilen personel hakkında; terfi edeceği rütbede boş kadro bulunması halinde “Terfi eder.”, boş kadro bulunmaması halinde “Kadrosuzluk nedeniyle terfi etmez.” kararı verilir. Bir üst rütbeye terfi etmek için yetersiz görülen personel hakkında ise “Terfi etmez.” kararı verilir.” hükmüne;
  • “Kurullara hazırlık ve toplanma zamanı” başlıklı maddesinde ise, “(1) Genel Müdürlük Personel Dairesi Başkanlığı tarafından; a) Yıl içinde terfi edecek polis amirlerinin sicili, adı, soyadı, rütbesi, grubu, bulundukları rütbedeki bekleme süreleri, bulunduğu rütbe ve üst rütbeye terfi tarihleri, performans değerlendirme puanlarının ortalaması, bulunduğu rütbedeki cezaları, başarı ve üstün başarı belgeleri, rütbede değerlendirilmeyecek süre ve sebepleri, yazılı ve sözlü sınav sonuçları, yöneticilik ile ilgili hizmetiçi eğitim başarı durumları ve liyakate esas alınacak diğer bilgi ve belgeler ilgili değerlendirme kuruluna sunulur….” hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen Kanun ve Yönetmelik kurallarının birlikte değerlendirildiğinde; bir amirin bir üst rütbeye terfi ettirilip ettirilemeyeceği konusundaki temel iki ölçütün KIDEM ve LİYAKAT olduğu anlaşılmaktadır.

Gerçekten de Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından terfi döneminde terfi etmeyi hak eden amirlerin kıdemlerine göre sıralama yapılması, işbu sıralamaya göre her birinin liyakat yönünden değerlendirilmesi, liyakat yönünden yeterli görülenlerin terfi ettirilmesi, yeterli görülmeyenlerin ise terfi ettirilmemesi gerekmektedir.

Liyakatin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesinde ise personelin aldığı sicil, ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi, beceri ve davranışlar ile geçmişte alınmış cezalar, rütbedeki performans değerlendirme notunun, başarı ve üstün başarı belgesi bilgilerinin, mesleki bilgi, beceri ve davranışları ile geçmiş hizmetlerinin, bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, adli mercilerce verilen cezalarının, verilen disiplin cezalarının, hakkında devam etmekte olan soruşturma ve kovuşturma bilgilerinin ve yönetmelikte belirtilen sınavlar sonucunda elde edilen başarı durumlarının bir bütün halinde dikkate alınmalıdır.

Nitekim Danıştay bir kararında[8] “İdare Mahkemesince verilen kararda; idarenin rütbe terfiine yönelik liyakat değerlendirmesinde takdir yetkisi bulunmakla birlikte, bu yetkinin mutlak ve sınırsız olmayıp kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olduğu hususu ile 749 kişinin komiserliğe terfi ettirildiği 2014 yılı değerlendirmesine esas kıdem listesinde 314. sırada bulunan ve bu haliyle kıdemi yeterli olan davacının, liyakatini olumsuz etkileyecek herhangi bir cezasının bulunmadığı hususu birlikte gözetildiğinde, liyakat değerlendirmesinin objektif olarak ve mevzuata uygun bir şekilde yapıldığından ve takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı ve objektif bir şekilde kullanıldığından bahsetmeye olanak bulunmadığı açık olduğundan, performans puanı ve ödül/başarı belgesi itibarıyla kendisinden daha düşük değerlere sahip, daha kıdemsiz personel terfi ettirilirken davacının komiserliğe terfi ettirilmemesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. ifadelerine yer verilmiştir.

Yine Danıştay başka bir kararında[9] “Personelin liyakat koşullarına göre değerlendirilmelerinde ise; bulunduğu rütbedeki sicil veya performans değerlendirme notunun, başarı ve üstün başarı belgesi bilgilerinin, mesleki bilgi, beceri ve davranışları ile geçmiş hizmetlerinin, bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, adli mercilerce verilen cezaları ile disiplin cezalarının, hakkında devam etmekte olan soruşturma ve kovuşturma bilgilerinin ve Yönetmelikte belirtilen sınavlar sonucunda elde ettiği başarı durumlarının bir bütün halinde dikkate alınması gerekmektedir.

Davalı idarenin, ilgili personelin bir üst rütbeye terfi ettirilmesi konusunda takdir yetkisi bulunduğu açık ise de; bu yetkinin, mevzuatta öngörülen ölçütler gözetilerek kullanılması, belirtilen ölçütlerin terfi işlemlerinde uygulanması sırasında da eşit, objektif ve istikrarlı bir uygulamanın sağlanması, hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Eşit, objektif ve istikrarlı bir uygulamanın yapılıp yapılmadığının ise, ancak, söz konusu ölçütlerin, terfi işlemlerinde nasıl dikkate alındığının idarece açıklanması sonucunda anlaşılabileceği açıktır.

Belli bir tarihe kadar bulunduğu rütbedeki zorunlu çalışma süresini tamamlayan ve terfi incelemesine tabi tutulan personelin yer aldığı liste incelendiğinde; listede yer almasına rağmen terfi ettirilmediği için bu işlemi dava konusu eden bir ilgiliye (davacıya) göre, örneğin daha çok sayıda ve/veya daha ağır disiplin cezası aldığı ve daha az sayıda başarı belgesi ve ödül ile daha düşük performans değerlendirme puanına sahip (listenin son sırasında bulunan personel de dahil) bir veya birden fazla personelin rütbe terfii yapılırken, ilgilinin (davacının) rütbe terfii yaptırılmaması, eşit ve objektif bir uygulama olarak kabul edilemez. Aynı durumun; anılan listede yer alan, ancak ilgiliye (davacıya) göre daha çok sayıda ve/veya daha ağır disiplin cezası aldığı ve davacıdan daha az sayıda başarı belgesi ve ödül ile daha düşük performans değerlendirme puanına sahip olduğu görülen bir veya birden fazla personelin üst rütbeye terfii yapılırken, ilgilinin (davacının) terfi ettirilmemesi işlemi için de geçerli olduğu tartışmasızdır.” şeklinde hüküm verilmiştir.

Yine Danıştay başka bir kararında[10] “Yukarıda yer verilen Yasa ve Yönetmelik kurallarının birlikte değerlendirilmesinden; bir amirin bir üst rütbeye terfi ettirilip ettirilemeyeceği konusundaki temel iki ölçütün, kıdem ve liyakat olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, bir terfi döneminde terfi etmeyi hak eden amirlerin kıdemlerine göre sıralanmasından sonra, belirlenen sıralamaya göre her birinin liyakat yönünden değerlendirilmesi, liyakat yönünden yeterli görülenlerin terfi ettirilmesi, yeterli görülmeyenlerin ise terfi ettirilmemesi gerekmektedir. Liyakatin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesinde ise personelin aldığı sicil, ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi, beceri ve davranışlar ile geçmişte alınmış cezalar, geçirilen ve devam eden soruşturmaların niteliği bir bütün olarak dikkate alınmalıdır. Dava dosyasının ve benzer nitelikte olup Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun esasına kayıtlı olan diğer dosyaların incelenmesinden, davalı idarece liyakat yönünden yapılan değerlendirmelerde, bazen, sicil notu ortalamasının daha yüksek olması nedeniyle kıdemsiz personelin terfi ettirildiği, bazen sicil not ortalaması dikkate alınmadan sadece kıdeme göre liyakat değerlendirmesi yapıldığı; kimi zaman terfi ettirilen personelin sicil not ortalaması yüksek olmasına rağmen ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi, beceri bakımından terfi ettirilmeyen personelin gerisinde kaldığı, kimi zaman ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi, beceri bakımından diğerlerinden önde olan personelin geçirdiği soruşturmalar ve aldığı cezalar dikkate alınarak terfi ettirilmediği; bir personelin terfi etmesi önünde engel olan bir fiilin diğer bir personel için engel görülmediği; dolayısıyla liyakatin değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken sicil, ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi, beceri ve davranışlar ile geçmişte alınmış cezalar, geçirilen ve devam eden soruşturmaların terfi işlemlerinde gözetilmesinde eşit, objektif ve istikrarlı bir uygulamanın bulunmadığı, bunlardan birine öncelik verildi ise bunun gerekçelerinin açıklanmadığı anlaşılmaktadır. Davalı idarenin, emniyet amirlerinin terfi ettirilmesi konusunda takdir yetkisi bulunduğu açık ise de, bu yetkisinin, mevzuatta öngörülen kıdem, sicil, ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi, beceri ve davranışlar ile geçmişte alınmış cezalar, geçirilen ve devam eden soruşturmalar gibi ölçütlerin gözetilerek kullanılması, belirtilen ölçütlerin terfi işlemlerinde uygulanması sırasında da, eşit, objektif ve istikrarlı bir uygulamanın sağlanması, hukuk devleti ilkesinin zorunlu sonucudur.” denmek suretiyle terfi konusundaki temel iki ölçütün, kıdem ve liyakat olduğuna vurgu yapılmıştır.

  1. İdarenin Takdir Yetkisi

            İdarenin takdir yetkisi idareye belli durumların varlığı halinde idarenin serbestçe ya da mevcut seçeneklerden tercih ederek karar alabilme imkanı olarak tanımlanmaktadır.[11] Anayasanın 125. maddesi ile İdari Yargılama Usulü Kanunun 2. maddesinde yer verilen hükümler ile idarenin takdir yetkisinin hukuka uygunluk denetimi ile sınırlı olduğu düzenlenmiştir. Yüksek Mahkeme kararları incelendiğinde idarenin takdir yetkisinin kamu hizmeti gerekleri ve kamu yararına, sosyal devlet ilkesi, aile birliğinin korunması ilkesi, eşitlik ilkesi, idarenin bütünlüğü ilkesi, savunma hakkı, düşünce ve kanaat hürriyeti, çalışma ve sözleşme hürriyeti, ölçülülük ilkesi ilkelerine[12] uygun olarak kullanılması gerektiği öngörülmektedir.[13] Danıştay bir kararında[14] “…idarenin, idari, asayiş ve zaruri sebepler ve hizmetin aksatılmadan yürütülmesini temine yönelik olarak yapacağı atamalarda takdir hakkının bulunduğu tartışılmaz bir olgudur. Ancak burada takdir hakkının objektif olarak kullanılıp kullanılmadığı önemlidir. Eşleri devlet kuruluşlarında görevli subay ve astsubayların atanmalarında aile bütünlüğünün korunması açısından eşlerinin memuriyet görevinin de göz önünde tutulması gerekmektedir.” denmek suretiyle takdir hakkının objektif olarak kullanmasının önemi vurgulanmaktadır.

            Rütbe terfi davalarında Mahkemece hukuka uygunluk denetimi yapılırken idarenin takdir hakkı hiçbir zaman mutlak ve sınırsız olmamasına, kamu hizmetinin verimliliği, etkinliği ve kamu yararı ile kişi yararı arasında bir denge kurulması sorumluluğu bu hak ve yetkinin sınırını oluşturmasına, takdir hakkının idare tarafından takip edilen amaca uygun olarak kullanılması,  keyfilikten, kişisel ve duygusal değerlendirmelerden kaçınılması, keyfilikten, kişisel ve sübjektif değerlendirmelerden uzak olunması, objektif ve gerçek kıstaslara bağlı kalınması gerekmesine karşın idare tarafından aynı koşullarda Rütbe Terfi Değerlendirmesine tabi tutulan personeller yönünden takdir hakkı kullanılırken keyfiliğe kaçılması, kamu yararı ve kamu hizmetinin verimliliği nazara alınmaksızın işlem tesis edilmesi, davacı yandan daha düşük sicil notlarına ve geçmiş sınav notlarına haiz kişilerin terfileri gerçekleştirilirken davacı yanın terfiin gerçekleştirilmemesi halinde idarenin takdir yetkisinin hukuka aykırı bir biçimde kullanması anlamına gelmekte olup terfi işleminin iptaline karar verilecektir.

            Ancak önemle belirtmek gerekir ki personelin kıdem ve liyakat şartlarını taşımaması durumlarda idare tarafından terfi etmeyeceğine ilişkin karar verilmesi halinde idarenin takdir yetkisini hukuka aykırı şekilde kullandığını söylemek mümkün olmayacaktır. Örneğin Danıştay bir kararında[15] “Bu durumda; emniyet teşkilatı içerisinde önemli bir yer işgal eden ve rütbe   karşılığı   İl   Emniyet   Müdürlüğü ve  Daire  Başkanlığı olan 1. sınıf emniyet müdürlerinin unvanlarının konumu, kadro sayısının sınırlı olması nedeniyle kıdem ve liyakate sahip 2. sınıf emniyet müdürlerinin hepsinin 1. sınıf emniyet müdürlüğü görevine atanma olanağının olmaması, 3201 sayılı Yasa’nın 55. maddesi uyarınca, bu kadrolara yapılan atamalarda idarenin kişileri kıdem ve liyakate göre değerlendirmeye tabi tutarak atarken kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olarak takdir yetkisini kullanabileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde ve davacının kıdem sıralamasında terfi edecek ilk 110 kişi arasına giremeyerek 154. sırada yer alması, sicil ortalamasının ve takdir-taltif sayısının terfi eden personelin büyük bölümüne göre düşük kalması, bir önceki rütbede olsa bile ceza mahkemesi tarafından 2 ayrı davada mahkumiyetine hükmedilmiş olması, hapis cezası almasına neden olan fiillerin niteliği dikkate alındığında; 1. sınıf emniyet müdürlüğü rütbesine yükseltilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine ulaşıldığından, dava konusu işlemin iptaline dair İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.” şeklinde hüküm vererek idarenin personelin kıdem ve liyakat şartlarını sağlamaması halinde personelin terfi etmeyeceğine ilişkin karar verilmesinde idarenin takdir yetkisini hukuka aykırı şekilde kullandığından bahsedilmeyeceği kabul edilmektedir.

SONUÇ

            3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 6638 sayılı Kanun ile değişik “Terfi ve atama” başlıklı 55.maddesinin 4.fıkrası ile rütbelere terfi ettirilecek personelin terfiinin bu maddede öngörülen sınav ve eğitim şartlarına saklı kalmak üzere kıdem ve liyakate göre yapılacağı düzenlenmiştir. Yapılan değerlendirme neticesinde terfi edecek personelin performans değerlendirme, başarı ve üstün başarı belgesi bilgileri, mesleki bilgi, beceri ve davranışları ile geçmiş hizmetleri dikkate alınarak belirleyecekleri liyakat koşullarına göre değerlendirilerek “Terfi eder”, “Soruşturma sonucuna göre terfi eder”, “Performans puanına göre terfi eder”, “Terfi Etmez” veya “Kadrosuzluktan terfi etmez” kararları verilmektedir. Anayasanın 125. Maddesi gereğince idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu düzenlenmiş olup Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından verilen terfi kararına yönelik yargı yoluna başvurulması mümkün olup mezkur kararın iptal edilmesi talebiyle İdare Mahkemelerinde dava açılması halinde İdare Mahkemesince davacı personelin kıdem ile liyakat ölçütüne haiz olup olmadığı ve idarenin terfi kararını verirken takdir yetkisini hukuka uygun şekilde kullanıp kullanmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Personelin kıdemi tespit edilirken 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’na dayanılarak hazırlanarak yürürlüğe konulan Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 13. Maddesinde yer verilen özellikler nazara alınacaktır. Personelin liyakatli olup olmadığı tespit edilirken ise bulunduğu rütbedeki sicil veya performans değerlendirme notunun, başarı ve üstün başarı belgesi bilgilerinin, mesleki bilgi, beceri ve davranışları ile geçmiş hizmetlerinin, bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, adli mercilerce verilen cezaları ile disiplin cezalarının, hakkında devam etmekte olan soruşturma ve kovuşturma bilgilerinin ve Yönetmelikte belirtilen sınavlar sonucunda elde ettiği başarı durumlarının bir bütün halinde dikkate alınması gerektiğine Yüksek Mahkeme kararlarında yer verilmektedir. İdare Mahkemesince personelin liyakat ve kıdem ölçütlerine sahip olmasının yanında diğer dikkate alınan husus ise idarenin terfi kararı verirken takdir yetkisini hukuka uygun şekilde kullanıp kullanmadığının tespit edilmesidir. İdare tarafından aynı koşullarda Rütbe Terfi Değerlendirmesine tabi tutulan personeller yönünden takdir hakkı kullanılırken keyfiliğe kaçılması, kamu yararı ve kamu hizmetinin verimliliği nazara alınmaksızın işlem tesis edilmesi, terfi işleminin iptal edilmesini talep eden personelden daha düşük sicil notlarına ve geçmiş sınav notlarına haiz kişilerin terfileri gerçekleştirilirken terfi işleminin iptal edilmesini talep eden personelin terfiinin gerçekleştirilmemesi halinde idarenin takdir yetkisinin hukuka aykırı bir biçimde kullanması anlamına gelmekte olup terfi işleminin iptaline karar verilecektir.  Çalışma kapsamında belirtilmesinde fayda görülen son husus ise terfi işleminin iptal edilmesini talep eden personelin kıdem ve liyakat şartlarını taşımaması halinde idare tarafından terfi etmeyeceğine ilişkin karar verilmesi durumunda idarenin takdir yetkisini hukuka aykırı şekilde kullandığını söylemek mümkün olmayacak olup İdare Mahkemesince personelin kıdem ve liyakat şartını taşımaması gerekçesiyle “terfi etmez” kararının iptal edilmesi talebi ile ikame edilen davanın reddine karar verilecektir.

[1] 04/04/2015 tarihli 29316 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6638 sayılı “Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”

[2] 10/05/2015 tarihli 29351 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6385 sayılı “Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri Ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul Ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik”

[3] Danıştay İDDK., 2015/960 E., 01/102015 T., lexpera.com.tr, (E.T:23/03/2025)

[4] Danıştay İDDK., 2014/5276 E., 2015/5093 10/12/2015 T., lexpera.com.tr, (E.T:21/02/2026)

[5] Benzer kararlar için bakınız: Danıştay İDDK., 2013/934 E., 2015/3550 15/10//2015 T., lexpera.com.tr, (E.T:21/02/2026), Danıştay 12. D. 2008/4082 E., 2011/4264 K., 20/09/2011 T., lexpera.com.tr, (E.T:21/02/2026), Danıştay 12. D. 2007/2883 E., 2011/4264 K., 20/09/2011 T., lexpera.com.tr, (E.T:21/02/2026), Danıştay 12. D. 2011/2808 E., 2012/10808 K., 12/12/2012 T., lexpera.com.tr, (E.T:21/02/2026), Danıştay 12. D. 2011/282 E., 2013/1372 K., 19/03/2013 T., lexpera.com.tr, (E.T:21/02/2026)

[6] Danıştay İDDK., 2013/590 E., 2015/3520 K.  15/10/2015 T., lexpera.com.tr, (E.T:21/02/2026)

[7] 04/06/1937 tarihli 3629 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 3201 sayılı “Emniyet Teşkilat Kanunu”

[8] Danıştay 5. Dairesinin 2016/7444 E., 2019/757 K., 06/02/2019 T., lexpera.com.tr, (E.T:23/03/2025)

[9] Danıştay 2. Daire 2021/1778 E., 2022/794 K., 24.02.2022 T., lexpera.com.tr, (E.T:23/03/2025)

[10] Danıştay İDDK., 2013/590 E., 2015/3520 K., 15/10/2015 T., lexpera.com.tr, (E.T:23/03/2025)

[11] Seçkin Sinan, Üstün Gül, “İdari İşlemlerde Takdir Yetkisi ve Gerekçe İlkesi” MUHFHAD, C:21, S:2,2015. Yayla, Yıldızhan, İdare Hukuku, 2. baskı, İstanbul: Beta Yayınları, 2010, Yıldırım, Turan, İdari Yargı, 2. baskı, İstanbul: Beta Yayınları, 2010. Yıldırım, Turan, Melikşah Yasin, Nur Kaman, Halit Eyüp Özdemir, Gül Üstün, Özge Okay Tekinsoy, İdare Hukuku, 5. baskı, İstanbul: On İki Levha, 2013.

[12] Erdem, Jülide Gül. “Ölçülülük İlkesinin İdarenin Takdir Yetkisinin kullanımındaki Yeri”. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 62, s. 4

[13] Seçkin Sinan, Üstün Gül, “İdari İşlemlerde Takdir Yetkisi ve Gerekçe İlkesi” MUHFHAD, C:21, S:2,2015, s.516.

[14] Danıştay 5. D.E. 1991/3725 K. 1992/1960 T. 23.6.1992 naklen Seçkin Sinan, Üstün Gül, “İdari İşlemlerde Takdir Yetkisi ve Gerekçe İlkesi” MUHFHAD, C:21, S:2,2015, s.516.

[15] Danıştay 12. D. 2008/4082 E.,2011/4264 K., 20/09/2011 T., lexpera.com.tr, (E.T:23/03/2025)

Av. Zeynep Eda Aydoğan

09/04/2026