tren+90 212 481 08 12
·
bilgi@kiriscihukuk.com
Pzt - Cum 09:00-18:00
·

Sosyal Güvenlik ve İş Hukuku

sosyal güvenlik ve iş hukuku

Sosyal güvenlik ve iş hukuku, işçi ile işveren arasındaki çalışma ilişkilerini, tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerini ve sosyal güvenlik sisteminden kaynaklanan uyuşmazlıkları düzenleyen, ekonomik ve sosyal yaşamla doğrudan bağlantılı hukuk alanlarıdır.

Kirişçi Hukuk Bürosu, iş hukuku alanında işçi ve işverenlere hukuki danışmanlık sağlamakta; bireysel ve toplu iş ilişkilerinden doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla dava, arabuluculuk ve diğer hukuki süreçleri takip etmektedir. İş sözleşmelerinin hazırlanması ve incelenmesi, çalışma koşullarının düzenlenmesi, iş sözleşmesinin sona ermesi, fesih süreçleri ve işçilik alacaklarına ilişkin hukuki değerlendirmeler bu kapsamda yürütülen çalışmalar arasındadır.

Süreç Nasıl İşliyor?

1. Ön İnceleme ve Belge Değerlendirmesi

İş sözleşmesi, bordrolar, özlük dosyası, tanık beyanları ve kurum kayıtları incelenerek uyuşmazlığın hukuki niteliği ve talep edilebilecek haklar tespit edilir.

2. Arabuluculuk Süreci

Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, işçilik alacakları ve işe iade gibi taleplerde, dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusu yapılır; bu süreç kanunen dava açılabilmesinin ön şartıdır.

3. Dava veya Kurum Başvurusu

Arabuluculukta anlaşma sağlanamaması hâlinde iş mahkemesinde dava açılır; sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında ise önce Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvuru, ardından gerekirse dava süreci yürütülür.

4. Kararın Takibi ve Uygulanması

Alınan mahkeme kararı veya kurum işlemi, gerektiğinde icra takibi dâhil olmak üzere sonuna kadar takip edilerek uygulanmasının sağlanmasına çalışılır.

Kıdem ve ihbar tazminatı hangi hâllerde talep edilebilir?

Kıdem ve ihbar tazminatı, iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olarak gündeme gelebilen ancak farklı şartlara tabi olan iki ayrı işçilik alacağıdır. İş sözleşmesinin sona ermiş olması, tek başına bu tazminatların her ikisine birden hak kazanıldığı anlamına gelmez. Feshin kim tarafından gerçekleştirildiği, hangi gerekçeye dayandığı, işçinin çalışma süresi ve sözleşmenin türü her somut dosya yönünden ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Kıdem tazminatı bakımından temel şartlardan biri, işçinin aynı işverene bağlı olarak en az bir yıl çalışmış olmasıdır. Bunun yanında iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazandıran bir nedenle sona ermesi gerekir. İşverenin, işçiyi ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışlar dışındaki bir nedenle işten çıkarması hâlinde işçi kural olarak kıdem tazminatı talep edebilir. İşçinin ücretinin ödenmemesi, çalışma şartlarının uygulanmaması, sağlığını tehlikeye düşüren bir durumun bulunması veya işverenin kanundan ve sözleşmeden doğan önemli yükümlülüklerini yerine getirmemesi gibi haklı nedenlerle iş sözleşmesini sona erdirmesi durumunda da kıdem tazminatı gündeme gelebilir.

Muvazzaf askerlik hizmeti nedeniyle işten ayrılma, emeklilik veya yaş dışındaki emeklilik şartlarının tamamlanması, kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde iş sözleşmesini sona erdirmesi ve işçinin ölümü de kıdem tazminatı hakkı doğurabilen hâller arasındadır. Buna karşılık işçinin herhangi bir haklı nedeni bulunmaksızın kendi isteğiyle istifa etmesi veya işveren tarafından ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeniyle haklı olarak işten çıkarılması durumunda kural olarak kıdem tazminatına hak kazanılamaz. Her tam çalışma yılı için otuz günlük ücret üzerinden yapılan hesaplamada yalnızca çıplak ücret değil, devamlılık gösteren ve para ile ölçülebilen bazı yan haklar da dikkate alınabilir.

İhbar tazminatı ise belirsiz süreli iş sözleşmesinin, kanunda öngörülen bildirim sürelerine uyulmadan sona erdirilmesi hâlinde söz konusu olur. Bildirim süreleri işçinin kıdemine göre iki, dört, altı veya sekiz hafta olarak belirlenmiştir. İşveren, geçerli veya haklı ancak derhâl fesih niteliği taşımayan bir nedenle iş sözleşmesini sona erdirirken işçiye bu süreler kadar önceden bildirimde bulunmalı veya bildirim süresine ait ücreti peşin olarak ödemelidir. Bildirim yapılmadan gerçekleştirilen fesihlerde işçi ihbar tazminatı talep edebilir.

İhbar tazminatı yalnızca işçiye tanınmış bir hak değildir. İşçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir nedeni bulunmaksızın ve bildirim süresine uymadan sona erdirmesi hâlinde işveren de ihbar tazminatı talebinde bulunabilir. Bununla birlikte işçi veya işveren tarafından haklı nedenle gerçekleştirilen derhâl fesihlerde ihbar süresi uygulanmadığından ihbar tazminatı doğmaz. Belirli süreli iş sözleşmeleri de süre sonunda kendiliğinden sona erdiğinden kural olarak ihbar tazminatına konu olmaz.

Kıdem ve ihbar tazminatının bulunup bulunmadığı değerlendirilirken işten ayrılış bildirgesinde yazılı kod tek başına belirleyici değildir. Fesih bildirimi, yazışmalar, ücret bordroları, banka kayıtları, tutanaklar ve çalışma sürecindeki diğer deliller birlikte incelenmelidir. Bu nedenle iş sözleşmesinin sona erme şekli ve tarafların gerçek iradesi, her somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

İşe iade talebi nasıl bir süreç izler?

İşe iade hakkı, iş sözleşmesi işveren tarafından geçerli bir neden bulunmaksızın sona erdirilen ve iş güvencesi hükümlerinden yararlanan işçiye tanınan bir hukuki korumadır. İşe iade talebinde bulunabilmek için kural olarak işyerinde otuz veya daha fazla işçinin çalışması, işçinin en az altı aylık kıdeminin bulunması ve iş sözleşmesinin belirsiz süreli olması gerekir. İşletmenin bütününü yöneten veya işyerinin tamamını yönetmekle birlikte işçi alma ve çıkarma yetkisine sahip olan bazı işveren vekilleri iş güvencesi kapsamının dışında kalabilir.

İşveren, işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini sona erdirirken işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmalıdır. Fesih bildiriminin yazılı olarak yapılması ve fesih sebebinin açık ve kesin biçimde belirtilmesi gerekir. İşçinin davranışı veya verimiyle ilgili nedenlere dayanılan durumlarda, kanundaki istisnalar dışında, fesih öncesinde işçinin savunmasının alınması da önem taşımaktadır.

İşçi, fesih bildiriminin kendisine tebliğ edilmesinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmalıdır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olduğundan, sürenin geçirilmesi işe iade hakkının kaybedilmesine yol açabilir. Arabuluculuk görüşmelerinde işe başlatma, işçilik alacakları ve feshe bağlı diğer sonuçlar birlikte müzakere edilebilir. Anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde işe iade davası açılmalıdır. İşe iade uyuşmazlıklarında arabulucuya başvurulması dava şartıdır.

Mahkeme, işveren tarafından gösterilen fesih nedeninin gerçek, geçerli ve ölçülü olup olmadığını inceler. İşletmesel nedenlere dayanılan fesihlerde kararın gerçekten uygulanıp uygulanmadığı, işçinin çalıştırılabileceği başka bir görev bulunup bulunmadığı ve feshin son çare olarak değerlendirilip değerlendirilmediği önem taşır. İşçinin davranışı veya performansına dayanan fesihlerde ise iddiaların somut delillerle desteklenip desteklenmediği ve işçiye gerekli uyarıların yapılıp yapılmadığı değerlendirilebilir.

Feshin geçersizliğine ve işçinin işe iadesine karar verilmesi hâlinde, kararın kesinleşmesinden sonra işçinin süresi içerisinde işverene başvurması gerekir. İşveren işçiyi işe başlatırsa, işçinin çalıştırılmadığı dönem için kanunda öngörülen sınırlar içinde boşta geçen süre ücreti ve diğer hakları ödenir. İşverenin başvuruya rağmen işçiyi işe başlatmaması hâlinde ise boşta geçen süre ücretine ek olarak mahkemenin belirlediği işe başlatmama tazminatı gündeme gelir. İşe başlatmama tazminatı işçinin kıdemi, fesih nedeni ve somut olayın koşulları dikkate alınarak dört ila sekiz aylık ücret arasında belirlenebilir; boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer haklar ise en çok dört aylık dönem için hesaplanır.

İşe iade kararı, işçinin herhangi bir işlem yapmasına gerek kalmadan kendiliğinden uygulanmaz. İşçinin kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on iş günü içinde işverene işe başlamak üzere başvurması gerekir. İşveren de başvurunun kendisine ulaşmasından itibaren bir ay içinde işçiyi işe başlatmalıdır. Bu aşamadaki başvuruların ve işe davet işlemlerinin ispatlanabilir yöntemlerle yapılması, sonradan doğabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından önemlidir.

İş Hukukunda Arabuluculuk zorunlu mudur?

İş hukukundan kaynaklanan her uyuşmazlıkta arabuluculuk zorunlu değildir. Bununla birlikte işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılacak davaların önemli bir bölümünde, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu bir dava şartıdır. Arabuluculuk süreci tamamlanmadan doğrudan iş mahkemesine başvurulması hâlinde dava, esasına girilmeden usulden reddedilebilir.

Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti, prim ve ikramiye gibi işçilik alacakları bakımından dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir. İşverenin işçiden talep ettiği ihbar tazminatı, eğitim gideri, avans veya iş ilişkisinden doğan zararların tazmini gibi talepler de şartları bulunduğunda zorunlu arabuluculuğun kapsamına girebilir. İşe iade taleplerinde ise fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir aylık özel başvuru süresine dikkat edilmelidir.

Başvuru, adliyelerde bulunan arabuluculuk bürolarına yapılabileceği gibi ilgili elektronik sistemler üzerinden de gerçekleştirilebilir. Arabulucu, tarafları toplantıya davet ederek uyuşmazlığın anlaşmayla çözülebilmesi için görüşmeleri yürütür. Arabulucu taraflardan birinin lehine karar veren hâkim konumunda değildir; tarafların kendi iradeleriyle çözüm üretmelerine yardımcı olan tarafsız bir üçüncü kişidir.

Görüşmeler sonunda anlaşma sağlanırsa, üzerinde uzlaşılan hususlar bir anlaşma belgesine bağlanır. Usulüne uygun olarak düzenlenen anlaşma belgesi bağlayıcıdır ve şartları bulunduğunda mahkeme kararı gibi icra edilebilir. Tarafların üzerinde anlaştığı konular hakkında sonradan yeniden dava açılması kural olarak mümkün değildir. Bu nedenle ödeme miktarı, ödeme tarihi, işe başlama, faiz, masraf ve ibra kapsamı gibi hususların açık biçimde yazılması önem taşır.

Anlaşma sağlanamaması durumunda arabulucu tarafından son tutanak düzenlenir ve taraflar dava açma hakkını kullanabilir. Genel işçilik alacaklarında ilgili zamanaşımı süreleri, işe iade taleplerinde ise iki haftalık dava açma süresi gözetilmelidir. Arabuluculuk başvurusundan son tutanağın düzenlenmesine kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.

İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davalarında ise zorunlu arabuluculuk kural olarak uygulanmaz. Ayrıca sigortalılık ve hizmet tespiti gibi sosyal güvenlik hukukuna ilişkin bazı uyuşmazlıklar da doğrudan iş mahkemesinin görev alanında bulunabilir. Bu nedenle arabuluculuğa başvuru zorunluluğu, talebin adına değil hukuki niteliğine göre belirlenmelidir.

Sosyal Güvenlik Kurumu işlemlerine nasıl itiraz edilir?

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sigortalılık, prim, emeklilik, sağlık yardımları, iş kazası, meslek hastalığı, geçici iş göremezlik ödeneği, malullük, idari para cezası veya kurum alacaklarının tahsili gibi çok farklı konularda işlemler tesis edilebilir. Bu işlemlere karşı başvurulacak yol ve süre, işlemin türüne göre değişiklik gösterir. Bu nedenle öncelikle Kurum kararının hangi mevzuat hükmüne dayandığı, ne zaman tebliğ edildiği ve kararda bir itiraz yolu gösterilip gösterilmediği incelenmelidir.

İtirazın kural olarak yazılı bir dilekçeyle, işlemi tesis eden sosyal güvenlik il müdürlüğüne veya sosyal güvenlik merkezine yapılması gerekir. Dilekçede itiraz edilen işlemin tarih ve sayısı, işlemin neden hukuka veya maddi duruma aykırı olduğu, talep edilen düzeltme ve başvuruyu destekleyen belgeler açıkça belirtilmelidir. Hizmet dökümleri, ücret bordroları, banka kayıtları, işyeri belgeleri, sağlık kurulu raporları, hastane kayıtları ve Kurum yazışmaları uyuşmazlığın konusuna göre başvuruya eklenebilir.

SGK işlemlerinde bütün uyuşmazlıklar için geçerli tek bir itiraz süresi bulunmamaktadır. Örneğin idari para cezaları, prim borçları, asgari işçilik tespitleri, sağlık kurulu kararları ve emeklilik işlemleri farklı başvuru usullerine tabi olabilir. Bazı işlemlerde Kurum içindeki komisyona itiraz edilmesi gerekirken, bazı işlemlerde doğrudan görevli mahkemeye başvurulması mümkün olabilir. Asgari işçilik incelemesi sonucunda tebliğ edilen prim borcuna karşı bir ay içinde Kuruma itiraz edilebilmekte; itirazın reddi hâlinde kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde yetkili iş mahkemesine başvurulabilmektedir.

Malullük veya çalışma gücü kaybına ilişkin Kurum Sağlık Kurulu kararlarında, sağlık raporları ve tıbbi belgelerle birlikte itirazda bulunulabilir. Bu tür itirazlar Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından incelenebilir. SGK’nın internet sitesinde sağlık kurulu kararlarına itiraz için kullanılabilecek dilekçe örnekleri de yayımlanmaktadır.

Kurum içi itirazın reddedilmesi veya başvurudan sonuç alınamaması hâlinde uyuşmazlığın niteliğine göre iş mahkemesinde, idare mahkemesinde ya da başka bir görevli yargı merciinde dava açılması gerekebilir. Sigortalılık, emeklilik, prim ve sosyal sigorta haklarına ilişkin birçok uyuşmazlık iş mahkemelerinde görülürken, SGK tarafından uygulanan bazı idari yaptırımlar bakımından farklı yargı yolları gündeme gelebilir. Yanlış mahkemede dava açılması veya özel başvuru süresinin geçirilmesi hak kaybına neden olabileceğinden görevli mahkeme, başvuru süresi ve dava öncesi itiraz şartı somut işlem bakımından ayrıca belirlenmelidir.

İtiraz veya dava açılması, SGK işleminin uygulanmasını her durumda kendiliğinden durdurmaz. Özellikle prim borçları ve kurum alacaklarının tahsiline ilişkin işlemlerde, başvurunun takibi durdurup durdurmadığı ilgili düzenlemeye göre değişebilir. Bu nedenle ödeme emri, haciz bildirisi veya başka bir tahsil işlemiyle karşılaşılması hâlinde yalnızca itiraz dilekçesi verilmesiyle yetinilmemeli; tahsilatın durdurulması için ayrıca bir hukuki başvuru gerekip gerekmediği değerlendirilmelidir.

Başvurunun Kuruma ulaştığını gösteren evrak kayıt numarasının saklanması ve sürecin takip edilmesi önemlidir. SGK’nın evrak takip hizmetinden başvurunun durumu kontrol edilebilir; genel bilgilendirme için ALO 170 hattından da yararlanılabilir. Bununla birlikte ALO 170 üzerinden bilgi veya şikâyet başvurusu yapılması, kanunda öngörülen yazılı itiraz ya da dava açma süresinin yerine geçmez.

Dosyalarda Önem Verdiğimiz Noktalar

İş ve sosyal güvenlik hukukunda süreler, ispat kuralları, bordro ve özlük kayıtları ile kurum nezdindeki başvuru yolları özel önem taşımaktadır.

İşçi Alacakları ve Uyuşmazlıkları

Kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma, izin alacakları, işe iade ve iş kazası kaynaklı taleplerin takibi.

İşveren Danışmanlığı

İK süreçlerinin mevzuata uygunluğu, fesih denetimi ve çalışan uyuşmazlıklarının yönetimi.

Sosyal Güvenlik Uyuşmazlıkları

Sigortalılık ve hizmet tespiti, emeklilik işlemleri ve SGK işlemlerine itiraz süreçleri.

Size yardımcı olalım!

Hukuki süreçlerinizde doğru ve güvenilir adımlar atmak için yanınızdayız.
+90 212 481 08 12 bilgi@kiriscihukuk.com

Size nasıl yardımcı olabiliriz?

Bizi Arayın: +90 212 481 08 12

bilgi@kiriscihukuk.com
·  Pzt – Cum 09:00-18:00