
Kirişçi Hukuk Bürosu, icra ve iflas hukuku alanında bireysel ve kurumsal müvekkillerine hukuki danışmanlık ve takip hizmeti sunmaktadır. Alacakların tahsili, icra takiplerinin başlatılması ve yürütülmesi, haciz işlemleri, itiraz süreçleri, menfi tespit ve istirdat davaları ile icra hukukundan kaynaklanan diğer uyuşmazlıklar büromuz tarafından takip edilmektedir.
İcra ve iflas hukuku alanındaki çalışmalarımız yalnızca gerçek kişilere ait alacak ve borç ilişkileriyle sınırlı değildir. Çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin icra takipleri ve uyuşmazlıkları da büromuz tarafından yürütülmektedir.

Alacağın niteliği, dayanağı ve borçlunun mevcut durumu değerlendirilerek en uygun takip yöntemi belirlenir.
Belirlenen strateji doğrultusunda icra takibi başlatılır ve gerekli tebligat süreçleri yürütülür.
Borçlunun itirazı hâlinde itirazın kaldırılması veya iptali, gerektiğinde haciz işlemleri yürütülür.
Tahsilat süreci sonuna kadar takip edilir, müvekkiller dosyaları hakkında düzenli olarak bilgilendirilir.
Büromuzda hâlihazırda yaklaşık 5.000 icra dosyası düzenli ve sistemli bir çalışma düzeni içerisinde yürütülmektedir. Dosya yoğunluğunun gerektirdiği takip, raporlama ve kontrol süreçleri, büromuzda oluşturulan kurumsal iş bölümü çerçevesinde gerçekleştirilmektedir.
İcra takibi, alacaklının borçludan olan alacağını devlet gücü aracılığıyla tahsil edebilmek amacıyla icra dairesine başvurmasıyla başlar. Takibin türü; alacağın bir mahkeme kararına, çek veya bono gibi kambiyo senedine ya da herhangi bir yazılı belgeye dayanıp dayanmadığına göre belirlenir.
Takip talebinde alacaklı ve borçlu bilgileri, alacağın miktarı, faiz talebi ve alacağın dayanağı gösterilir. Gerekli harç ve masrafların yatırılmasının ardından borçluya ödeme emri gönderilir. Avukatlar, ilamlı ve ilamsız icra takiplerini UYAP Avukat Portal üzerinden elektronik ortamda da başlatabilmektedir.
Ödeme emrinin tebliğinden sonra borçlunun ödeme yapması veya kanuni süresi içerisinde itirazda bulunması beklenir. Borçlu süresinde itiraz etmez ve borcu ödemezse takip kesinleşir; bundan sonra şartları varsa borçlunun malvarlığı üzerinde haciz ve satış işlemleri yürütülebilir.
İlamsız icra takibinde borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren kanunda öngörülen süre içerisinde borcun tamamına, bir kısmına, faize, imzaya veya icra dairesinin yetkisine itiraz edebilir. Süresinde yapılan itiraz, itiraz edilen kısım bakımından takibi durdurur.
Bu durumda alacaklının doğrudan haciz işlemine geçmesi mümkün olmaz. Takibin devam edebilmesi için uyuşmazlığın niteliğine ve eldeki belgelere göre icra mahkemesinde itirazın kaldırılması istenebilir veya genel mahkemede itirazın iptali davası açılabilir. İtirazın iptali davasının açılabilmesi için geçerli bir ilamsız icra takibinin ve bu takibi durduran bir itirazın bulunması gerekir.
Borçlunun yalnızca zaman kazanmak amacıyla haksız itirazda bulunduğunun anlaşılması hâlinde, kanuni şartları varsa icra inkâr tazminatına hükmedilmesi de talep edilebilir. İzlenecek yol, alacağın dayanağına, belgelere ve itirazın kapsamına göre belirlenmelidir.
Menfi tespit davası, bir kişinin borçlu olmadığının veya kendisinden talep edilen borcun tamamen ya da kısmen bulunmadığının belirlenmesi amacıyla açılan davadır. Borçlu, icra takibinden önce veya takip devam ederken böyle bir dava açabilir.
Menfi tespit davasının açılması, icra takibini her durumda kendiliğinden durdurmaz. Takibin ilerlemesini veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesini önlemek amacıyla mahkemeden, kanunda öngörülen şartlar ve teminat karşılığında ihtiyati tedbir talep edilmesi gerekebilir. Bu nedenle dava açılmadan önce devam eden takip ve olası haciz işlemleri birlikte değerlendirilmelidir.
İstirdat davası ise borçlu olmadığı hâlde icra tehdidi altında ödeme yapan kişinin ödediği parayı geri almak amacıyla açtığı davadır. Menfi tespit davasında borcun bulunmadığının belirlenmesi, istirdat davasında ise yapılmış ödemenin geri alınması amaçlanır. Her iki dava bakımından da ödeme belgeleri, takip dosyası, sözleşmeler ve alacağın dayanağına ilişkin kayıtlar önem taşır.
Şirketlerin taraf olduğu icra takiplerinde temel icra hukuku kuralları gerçek kişiler bakımından uygulanan kurallarla büyük ölçüde aynıdır. Bununla birlikte şirketin tüzel kişiliği, ticaret sicili kayıtları, temsil ve ilzam yetkileri, ticari defterleri ve faaliyet yapısı nedeniyle dosyanın takibi daha kapsamlı bir inceleme gerektirebilir.
Takibin doğru şirket unvanına ve sicil bilgilerine yöneltilmesi, tebligatın şirketin kayıtlı elektronik posta veya ticaret sicilindeki adresine usulüne uygun yapılması ve şirketi temsil eden kişilerin belirlenmesi önemlidir. Şirket ortakları ve yöneticileri, şirket borçlarından kural olarak doğrudan sorumlu tutulamaz; kişisel sorumluluğun doğup doğmadığı şirket türüne ve özel kanuni düzenlemelere göre ayrıca değerlendirilir.
Şirket dosyalarında banka hesapları, araçlar, taşınmazlar, üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklar ile ticari faaliyetlerden doğan gelirler üzerinde haciz işlemleri gündeme gelebilir. Çok sayıda dosyası bulunan şirketler bakımından tahsilatların, itirazların, ödeme planlarının ve dosya masraflarının düzenli şekilde raporlanması da önem taşır. İcra dairelerindeki süreç; takibin açılması, kesinleşme, haciz, satış ve tahsilat gibi farklı aşamalar hâlinde yürütülmektedir.
Hukuki süreçlerinizde doğru ve güvenilir adımlar atmak için yanınızdayız.
+90 212 481 08 12 bilgi@kiriscihukuk.com
